Karpuz Yetiştirme Teknikleri

 

Karpuz Yetiştirme Teknikleri

Yabani karpuza, Kuzey Afrika’nın kurak bölgelerinde ve Sudan’da rastlanmaktadır. Bazı kaynaklar ise karpuzun ana kaynağını Hindistan olarak kabul etmektedir. Kültür karpuz çeşitleri 15. yüzyıldan itibaren Mısır, Suriye, Anadolu ve Balkanlar üzerinden Avrupa’ya yayılmıştır. Bugün memleketimizin birçok ilinde tatlı ve sulu karpuz çeşitleri


yetiştirilmektedir. Karpuz Cucurbitaceae familyasının citrullus türüne bağlı senelik bir kültür bitkisidir. Bu türün başlıca dört alt grubu olmakla beraber, ekonomik bakımdan yalnız aşağıdaki iki türü önemlidir.
Citrullus colocynthis
Citrullus vulgaris
Yemeklik olarak kullanılmayan birinci grubun meyveleri normal karpuzlardan daha küçük ve acımsı lezzettedir. Buna karşılık ikinci grup, dünya üzerinde yetiştirilen ve insanlar tarafından yenilen zengin çeşitleri ihtiva eder.

Citrullus vulgaris
Citrullus colocynthis
Ekonomik Önemi
Karpuz, yaz aylarında serinletici olarak bol miktarda sarf edilmekle beraber, karpuz kabuklarından gayet nefis şekerleme de yapılır. Ayrıca bazı bölgelerde karpuz pekmezi de yapılmaktadır.
Botanik (Bitkisel) Özellikleri
Kök
Karpuz kökleri uygun toprak şartlarında ve özellikle sulama yapılmayan yetiştiriciliklerde oldukça derine iner. Sulanan şartlarda ise bol saçak kökleri çoğunlukla 40– 50 cm kadar derinlikte ve hatta yüzeye daha yakın olarak yetişir.
Gövde
Gövdesi kendiliğinden dik olarak büyümeye uygun olmadığından toprak yüzünde yayılı olarak büyür ve uygun şartlarda 3–4 m kadar uzayabilir. Gövde ve dalların üzeri hafif
tüylüdür.
Yaprak
Dallar üzerinde birbirini takiben meydana gelen yapraklar dilimli, üzerleri adeta süslenmiş vaziyette hafif damarlı, parlak mavimtırak yeşil renktedir.

Çiçek
Sarı renkte olan çiçekleri beşlidir. Bitkiler üzerinde tıpkı kavunlarda olduğu gibi cinsiyet bakımından değişik karakterde çiçekler meydana gelir. Karpuzlarda biyolojik bakımdan erkek çiçekler çoğunluktadır ve sapları daha uzuncadır. Dişi çiçekler erkek çiçeklerden biraz daha büyük, sapları daha kısa, kalın ve üzerleri hafif tüylüdür. Az miktarda erkek + dişi çiçek durumlarına rastlanır. Döllenme olayı erkek çiçeklerdeki polen tozlarının değişik yollarla dişi karakterdeki çiçeklerin dişicik tepesine taşınması suretiyle meydana gelmektedir.
Meyve

Karpuz meyveleri şekil, irilik, kabuk ve et rengi, çekirdek renkleri bakımından büyük farklar gösterir. Bu karakterlere göre çeşitler birbirinden kolaylıkla ayırt edilebilir. Karpuzlarda irilik, başta çeşit karakteri olmak üzere kısmen de yetiştirme ve bakım şartlarına bağlıdır.
Tohum

Çekirdekler; renk ve irilik bakımından çeşitler arasında oldukça farklar gösterir. Tohum renkleri beyazımtırak, sarı, siyah, koyu kırmızı ve benekli olabildiği gibi irilik itibariyle oldukça küçük, orta ve iri olanları mevcuttur. Karpuz çekirdekleri çimlenme kabiliyetlerini normal şartlarda 5 yıl muhafaza edebilir.

Ekolojik İstekleri
İklim İstekleri
Karpuz, ılık iklim bitkisidir. Soğuklardan çok etkilenir. Bu bakımdan ilkbahar ve sonbahar arasında ancak uygun koşullarda yetiştirilir. Oldukça uzun ve sıcak bir gelişme devresine ihtiyaç vardır. Tohum ekiminde uygun hava sıcaklığı yanında, toprakta sıcaklığın en az 12C ve bunun üstünde olması istenir. Hava neminden hoşlanmaz. Sıcak ve nemli yerlerde çeşitli zararlı ve hastalıklar süratle etkisini gösterir.
Toprak İstekleri

Karpuz yetiştirmek için en elverişli topraklar, akarsu kenarlarındaki milli topraklarla derin geçirgen, su tutma kabiliyeti yüksek, kumlu-tınlı veya tınlı-kumlu topraklardır. Vegetasyon süresi kısa olan yerlerde ve bilhassa erkencilik düşünüldüğünde uygun şekilde hazırlanmış daha hafif kumlu topraklar üzerinde yetiştirme yapılabilir. Karpuz, bazı ülkeler hariç büyük bir çoğunlukla susuz yetiştirildiğinden akarsu kenarlarındaki milli topraklar bu bakımdan en elverişli topraklar olarak kabul edilir. Karpuz bitkisi diğer birçok kültür bitkisinin aksine, toprak asitliğine karşı oldukça dayanıklı olduğundan fazla olmamak şartıyla hafif asitli topraklarda da yetiştirilebilir. En elverişli toprak reaksiyonu pH 5,0-6,5 olmakla birlikte pH 5,0 olan topraklarda iyi sonuçlar alınmıştır. Bundan daha asitli topraklarda yetiştirme istendiği takdirde usulüne uygun kireçleme yapılmalıdır.
Önemli Çeşitleri
Karpuzlar şekil, kabuk ve et renklerine göre aşağıdaki şekilde gruplandırmıştır:
Şekillerine göre:
a. Yuvarlak karpuzlar ( Yeni dünya karpuzları)
b. Yuvarlak- beyzi karpuzlar ( İri Diyarbakır karpuzları)
c. Uzun karpuzlar ( Amerikan karpuzları)
Kabuk renklerine göre:
a. Kabuk renkleri muhtelif renk tonunda düz olanlar ( Tekirdağ, Karabuz, Gülle
Karpuzları)
b. Kabuk rengi alaca olanlar ( Pembe, Ferik, Sürme karpuzları)
Et renklerine göre:
a. Pembe etli karpuzlar
b. Muhtelif tonda kırmızı etli karpuzlar
c. Sarı etli karpuzlar

Üretimi

Karpuzlar, zamanı geldiğinde tohumlarının doğrudan doğruya hazırlanan yerlere dikilmesi suretiyle aşağıdaki üç usulle yetiştirilir:
 Sıra (Çizgi) usulü
 Ocak usulü
 Çukur usulü
Sıra (Çizgi) Usulü Yetiştiricilik
Geniş işletmelerde daha kolay ve ekonomik olduğundan çoğunlukla uygulanan bir usuldür. Bu usulde hazırlanmış tarlada çeşitlerin gelişme ve yayılma kuvveti ve toprak karakterine göre 1,5–2 m arayla ve genellikle pullukla 5–6 cm derinliğinde çizgiler açılır. Çizgilere hemen arkadan gelen bir işçi tarafından biraz sıkça veya çoğunlukla uygulandığı gibi sıra üzerinde 90 -100 cm aralıklarla her ekim yerine 2–4 tohum bırakmak üzere ekim yapılır. Hemen sonrasında hafif bir tırmık geçirilerek çizgiler kapatılır ve arkasından da toprağın hafifçe bastırılması için bir sürgü çekilir. Tohumların normal olarak çimlenebilmesi için toprağın tam tavında iken ekim yapılmasına özellikle dikkat edilir. 

Geniş ölçüde yapılan karpuz yetiştiriciliğinde ekim mesafelerine göre genellikle dekara 1–1,5 kg kadar tohum hesap edilir. Tohumlar normal şartlarda 10–12 gün içinde çimlenerek toprak yüzüne çıkmaya başlar.
Ocak Usulü Yetiştiricilik

Bazı bölgelerde bir kısım yetiştirici, çizgi usulü yerine ocak usulü ekim yapmaktadır. Bunun için hazırlanmış yerlerine yine aynı ölçüler dahilinde yaklaşık 40-50 cm çapında ve 15-20 cm derinliğinde açılan çukurların diplerine 5-10 cm kalınlığında gübreli toprakla yataklık konarak 3- 4 adet tohum bunun üzerine ekilir ve üzerleri 2-3 cm derinlikte kalacak şekilde kapatılır ve hafifçe bastırılır. İlk çapadan sonra her ocakta en fazla 2 bitki bırakılarak diğerleri sökülür.
Çukur Usulü Yetiştiricilik

Karpuz yetiştiriciliğinde en tipik yetiştirme usulü Diyarbakır karpuzlarında görülür. Bu bölgede Dicle Nehri kıyılarında çakıllı ve milli topraklar üzerinde dünyaca meşhur karpuzlar ise çukur usulü ile yetiştirilmektedir. Bu yöntemde; ilkbaharda genellikle nisan ayı içersinde sular tamamen çekildikten sonra birbirinden 3’er m ara ile 1m uzunluğunda, 50 cm genişliğinde ve 50 cm derinliğinde çukurlar açılır. Çukurun içindeki çakıllar dışarıya çıkartılır. Dipte, mümkün mertebe, yalnız kum bırakılır. Çukurun iki başında nemli kum tabakası üzerinde çürümüş, güvercin gübresinden birer kürek dolusu gübre doldurulur. Bu güvercin gübresi üzerine tekrar bir miktar nemli kum ilave edilir. Çukurun iki başında meydana getirilen bu yığın üzerine 3-4 adet karpuz tohumu ekilir. Bir hafta 10 gün içersinde tohumlar çimlenerek körpe fideler gelişmeye başlar. Fideler 3-4 yapraklı olduklarında her yığında kuvvetli bir fide bırakılarak diğerleri seyreltilir. Tohum ekiminden yaklaşık bir ay kadar sonra çukurun içerisine ahır gübresiyle karıştırılmış güvercin gübresi konulur. Karpuzlar gelişip kolları uzadıkça çukurun içerisi bitkiler yukarıda kalacak tarzda bu defa nemli ince milli kumla doldurulmaya devam edilir. Mayıs ayları sonlarında her çukura 5’er kürek kadar yanmış ahır gübresi ve güvercin gübresi karışımı verilir ve çukurun içerisi toprak hizasına gelinceye kadar aynı mille doldurulur. Bu şekilde hazırlanmış besin maddelerince çok zengin ve nemli ortam içerisinde karpuz bitkisi çok kuvvetli kök sistemi meydana getirerek süratle gelişir ve neticede her biri 40–50 kg hatta daha iri olan karpuzlar elde edilir. Çukurlarda hasat edilen karpuz miktarı çeşidin iriliğine göre değişir. Genellikle çok iri çeşitlerde her kökende bir karpuz, buna rağmen daha küçük çeşitlerde yetiştiricinin arzusuna göre daha fazla sayıda meyve bırakılır.
KÜLTÜREL İŞLEMLER
Sulama
Ülkemizde karpuz yetiştiriciliği büyük bir çoğunlukla susuz olarak yapılmakla beraber özellikle çok kurak devrelerde birkaç defa sulama yapılarak da yetiştiricilik yapılabilir. Sulama genellikle oluşturulan sıra aralarına su salınarak sızdırma usulü şeklinde yapılır. Bazen yağmurlama sulamada uygulanabilir; ancak en uygun sulama yöntemi damlama sulamadır.
Hastalıklarla Mücadele
 Mildiyö
Yapraklar üzerinde evvela küçük, soluk yeşil veya sarımsı lekeler belirir. Zamanla bu lekeler koyulaşır. Yaprağın alt yüzünde ve bu lekelerin tam altında gri veya menekşe renginde bir küf tabakası görülür. Rüzgârlarla uzak mesafelere yayılarak yeni bitkilere bulaşır. Şiddetli şekilde hastalanan yapraklar sararır ve sonraları kahverengine döner. Yaşlı
yapraklar kısa zamanda kurur. Genç ve taze yapraklar da bir müddet sonra kurur ve bitki
tamamen ölür. Rutubetli ve nemli üretim alanlarında zaman zaman ekonomik seviyede ürün kaybına neden olur. Hastalık etmeni fungus ( mantar) olup, kışı çürüyen bitkilerde geçirir. Günlük ortalama sıcaklık 15 °C olduğunda görülmeye başlar. Salgın 20-22 °C ve %90 orantılı nemde gerçekleşir.
Mücadelesi

Kültürel Önlemler
 Sık tohum ekimi yapılmamalı,
 Devamlı çapa yaparak yabancı otların ortadan kaldırılması ile bitkilerde havalandırma temin edilerek akşam ve sabah düşen çiğin kısa zamanda kalkması sağlanmalı,
 Hastalıklı bitki ve meyveler toplanıp tarladan uzaklaştırılmalı veya derin bir çukura gömülmelidir.
Kimyasal Mücadele:
Bitkiler kol atmaya başladığında veya çevrede ilk mildiyö belirtilerinin görülmesiyle başlanır. 7–10 gün aralarla hastalığın şiddetine ve iklim koşullarına göre hasada 1 hafta kalıncaya kadar devam edilmelidir.
Külleme
Bitkinin özellikle yaşlı yapraklarında görülür. Genellikle önce yaprağın üst yüzeyinde parça parça nispeten yuvarlak lekeler belirip sonradan bu lekeler birleşerek yaprağın her iki yüzeyini, yaprak sapını ve gövdeyi kaplar. Önceleri beyaz renkte bir toz tabakası gibi görünür, zaman ilerledikçe esmerleşen yapraklar kuruyup dökülür, bitkideki gelişme durur. Ürün kaybına neden olur, meyve tatsızlaşır. Hastalık etmeni fungus olup, kışı hasta yapraklar üzerinde geçirir. Ertesi yıl etrafa yayılan sporlar ilk bulaşmaları oluşturur. Yaz boyunca rüzgâr ve böceklerle etrafa yayılır. Bulaşma için en uygun sıcaklık 27 °C dir.
Mücadelesi

Kültürel Önlemler: Hasattan sonra hastalıklı bitki artıkları toplanarak yakılmalıdır. Ayrıca tarla içi ve civarındaki yabancı otlar da yakılmalıdır.

Kimyasal Mücadele: Bütün bölgelerde ilk hastalık belirtileri görüldüğünde mücadeleye başlanır. 7-10 gün aralarla hastalığın şiddetine ve iklim koşullarına göre 3-4 defa ilaçlama yapılmalıdır.
Su bulmanın sorun olduğu yerlerde tarla ilaçlamalarında toz kükürde 1/3 oranında talk
pudrası veya odun külü karıştırılarak atılmalıdır.
Antraknoz

Yapraklar üzerinde esmer veya siyah, yuvarlağa yakın lekeler halinde belirir. Lekeler birleşip büyür ve gayri muntazam bir şekil alır daha sonra buruşup parçalanır, nihayet yaprak, hatta bütün bitki kuruyarak ölebilir. Yaprak sapları üzerinde uzunumsu, esmer, hafif çukur lekeler oluşur. Meyvelerde 1 -2 mm çapında daha büyükçe daire ve bazen de gayri muntazam çöküntü halinde lekeler oluşur. Daha sonra bunların turuncu bir renk alması ile tanınması kolaylaşır. Bu hastalık haziran, temmuz ayları yağışlı geçen yıllarda, önemli seviyede ürün azalmasına neden olmaktadır.
Etmeni fungus ( mantar) olup hastalıklı bitkilerle toprağa ve topraktan da yeni ekilen
kavun ve karpuzlara geçtiği gibi tohum ile de taşınabilmektedir. Birinci derecede toprak ve tohum kökenlidir. Ayrıca yazın hastalık, antraknozlu bitkilerden sağlamlara çeşitli yollarla bulaşmaktadır. Bulaşmalar genellikle 16 °C civarında olmakta, 21-26’°C de ve en az %80 orantılı nemin bulunduğu ortamlarda yoğun bir bulaşma meydana gelmektedir.

Mücadelesi

Kültürel Önlemler: Tohumluk, hastalığın görülmediği tarla veya bölgelerden temin
edilmeli, en az 3 yıllık münavebe uygulanmalı, tarladaki hasta bitkiler ve hasat artıkları imha edilmeli, hastalığın her yıl görüldüğü bölgelerde hastalığa dayanıklı olduğu saptanan karpuz çeşitleri ekilmelidir.
Kimyasal Mücadele

Tohum ilaçlaması; ekimden 1-2 saat önce, karpuz tohumları 1 saat süre ile ıslatılıp 1 saat kurutulduktan sonra aşağıda yazılı preparatlardan biri ile ilaçlamaya tabi tutulmalıdır. Yeşil aksam ilaçlaması; günlük ortalama sıcaklığın 16 °C olması ve orantılı nemin en az %80'e ulaşması ile mücadeleye başlanması gerekirse de uygulamada en pratik yol, çevrede kavun ve karpuz bitkilerinin yaprak ve saplarında ilk antraknoz lekelerinin saptanması ile ilaçlamaya başlanmalı ve 10 gün arayla hastalığın şiddetine ve iklim koşullarına göre 3-6 defa ilaçlama yapılmalıdır.
Zararlılarla Mücadele
Karpuz Telli Böceği

Böceğin erginleri; çiçek, meyve gözlerinde ve genç sürgünlerde, larvaları ise yapraklarda tahribat yapar. Larvaların kemirerek beslenmeleri sonucu, yapraklarda dantel seklinde sahalar meydana gelir. Erginler yapraklarda, delik sahalar meydana getirir, yaprak ve sürgünler kurur. Genç fide döneminde zarar oluşursa yeniden dikimi gerektirir. 7 noktalı gelin böceğine benzer. Ergin, üstten yarım küre şeklindedir. Kanatların üzerinde 6'şar adet etrafı açık renkte siyah leke bulunur. Gelin böceğinden biraz iri, 12 noktalı ve bakır kırmızısı rengindedir. Larvalar 10-12 mm boyunda turuncu renginde geniş ve ovaldir. Larvanın üzeri oldukça sert, çatallanmış dikenimsi kıllarla örtülüdür. Yumurtalar 1,5-2 mm boyunda uzunca, ilk bırakıldıklarında parlak sarı, daha sonraları portakal sarısı rengindedir.
Mücadelesi

Kültürel Önlemler: Bulaşık sahalardaki bitki artıkları toplanıp imha edilmelidir.
Kimyasal Mücadele: 30 m’lik sırada 15-20 bitkide zararlının etkisi görülmeye başlamışsa mücadeleye başlanır. Kavun ve karpuzlarda hasada 20 gün kala ilaçlanmaya son
verilmelidir.
Gübreleme

Karpuz bitkisinin gelişme ve yayılma kuvveti oldukça fazladır. İri meyveleri dolayısıyla besin maddelerine oldukça fazla ihtiyaçları vardır; bu bakımdan yetiştirilecekleri yerin iyi hazırlanması ve gübrelenmesi gerekir. Verilecek gübrenin çeşit ve miktarları toprak karakterine ve topraktaki mevcut besin maddeleri miktarına göre değişir. Ancak ülkemizde önemli karpuz bölgelerinde uzun yıllardan beri yapılan gözlemlere göre verilecek gübre miktarı; toprak karakterine, çeşide, gübrenin çeşidine ve nihayet yetiştiricinin pratik görüşüne göre belirlenmektedir. Ortalama bir hesapla dekara 5-6 ton iyi vasıflı yanmış ahır gübresi ile dekara 15 kg azotlu, 30 kg fosforlu ve 20 kg potaslı gübre verildiğinde gayet iyi sonuç alınmaktadır. Bu arada ticaret gübresi kullanmadan yalnız ahır gübresi verilen bazı bölgelerde bir kısım yetiştiriciler bol gübre bulduğu taktirde dekara 7-8 ton hatta daha fazla ahır gübresi atmaktadır.
Budama

Üstün vasıflı meyve elde edilmek amacıyla bir bitki üzerinde çeşidin iriliğine göre genellikle 1-3 arasında meyve bırakılarak diğer meyveler daha küçük iken koparılmalıdır. Ayrıca üzerinde meyve olmayan yan koltuklar dibinden koparılmalıdır. Ana sürgünlerin ise çok fazla uzamasını önlemek için uç alma işlemi yapılmalıdır. Böylece, besin maddeleri bitkinin devamlı olarak boylanmasına yardım edeceği yerde bitki üzerinde mevcut meyvelerin irileşmelerinde kullanılacaktır.
Meyve Tutumunu Artırıcı İşlemler

Seralarda yetiştirilen karpuzlarda verimliliği artırmak için en çok kullanılan yöntem
sera içerisine bambus arısı salmaktır. Açık alanlarda ise her 3-5 dekar arazi için bir arı
kovanının arazinin bir köşesine yerleştirmek yeterli olmaktadır.

Ancak bazı üreticiler, bu doğal ürün artırıcı yöntemler yerine hormon kullanma yoluna
gitmektedirler. Bu amaçla yapılan çalışmalar sonucunda; 10 – 2000 ppm’lik Gibberellik
Asit (GA) uygulamaları partenocarp ( çekirdeksiz) meyve oluşumunu artırmıştır. % 1’lik
Indol Asetik Asit (IAA) uygulaması ise çekirdeksiz meyvelerin aksine tohumlu meyveler
oluşturarak meyve tutumunu oldukça iyileştirmiştir.

Meyve şekli, rengi, kalitesi ve verimin 240 ppm Etephon + 100 ppm GA uygulaması
ile önemli derecede arttığı belirlenmiştir.
Yabancı Otlarla Mücadele

Bahçe ve tarla ziraatı şeklinde yapılan karpuz yetiştiriciliğinde toprağı kabartmak, topraktaki nemi uzunca bir süre muhafaza edebilmek ve yabani otları ayıklamak amacıyla çapalama çok önemlidir. Karpuz yetiştiriciliğinde kollarını tamamen etrafa salıp çapa yapılamaz hale gelinceye kadar genellikle 3-5 defa çapa yapmak gerekmektedir. Birinci çapa bitkiler 4-5 yapraklı iken yapılır ve bundan sonra 2-3 hafta ara ile diğer çapalamalar birbirini takip eder. Birinci veya ikinci çapa ile birlikte sıra üzerinde seyreltmeler de yapılır.

Hasat Zamanı
Karpuzlarda olgunluk tayini, meyveler ve meyve sapları üzerinde meydana gelen bazı
işaretlerle kolayca yapılmaktadır. Hasat devresine gelmiş karpuzlarda görülen başlıca
olgunluk işaretleri şunlardır:

 Olgun karpuzlar, kavunların aksine hafiftir.
 Birçok çeşitte görüldüğü gibi kabukları parlak bir hal alır.
 Kabuk tırnakla kolayca sıyrılabilir.
 Karpuz sapları üzerinde bulunan kulakçıklar kurur.
 Olgun karpuz sapından kolayca kopar.
 Karpuz üzerine parmakla sertçe vurulduğunda kendine has dolgun bir ses çıkar.
 Uygun bir usul olmamakla beraber avuçlar arasına alınan karpuz kulağın
yanında sıkıldığında içerden ses gelir.

Yukarıdaki işaretleri gösteren hasada gelmiş karpuzlar bu işten anlayan yetişmiş elemanlar hatta pratik kimseler tarafından kolayca tespit edilerek hasada başlanır.
Taze Üretim için Hasat Yapılması

Hasat zamanı gelmiş olan karpuzlar, meyvenin üzerinde 4 -5 cm sap parçası bırakılacak şekilde bıçakla kesilir. Kabukları üzerinde yara oluşturulmamalıdır. Ağırlıklarına göre tasnif edilir. Hasat gecikecek olursa içleri boşalır. Fazla üst üste olmayacak şekilde araçlara yüklenir. Karpuzlarda verim, yetiştirilen çeşidin ortalama ağırlığına göre veya her kök üzerinde bırakılmış meyve sayısına göre dekar üzerinden hesap edilir. Genellikle çeşidin iriliğine göre değişmekle beraber, kök başına normal irilik ve özellikle 2 karpuz bırakıldığından verim buna göre bulunur. Bazı uygun bölgelerde kök başına 2-5 arasında karpuz alınabildiğinden bu gibi hallerde kök başına ortalama adet tespit edilerek verim hesaplanır.

Tohum Üretimi için Hasat Yapılması Tohumluk karpuz meyveleri, tohumların daha iyi olgunlaşması için en az birkaç hafta daha geç hasat edilir. Tohumluk karpuz hasadında meyvenin meydana geldiği sürgün solgunlaşması, meyvenin rengi yeşilden beyaz veya sarıya dönüşmesi hasat ölçütleridir. Tohum çıkarma, meyvenin hasat metoduna bağlıdır. 10-20 hektarlık alanlarda yapılan karpuz tohumu üretimlerinde, traktör kuyruk mili ile hareket eden veya kendinden hareketli özel makineler geliştirilmiştir. 

Kendinden hareketli makineler; meyveler tam olgunlaştığında bir defada bütün meyveleri bitkilerden kendileri toplamaktadır. Elle hasat metodunda, olgun meyveler seçilerek hasat edilir ve doğrudan kabakgil tohumu çıkarma makinesine konulur. Bu makine, meyve kesme hızıyla orantılı olarak işçiler tarafından arazide çekilir. Tohumluk karpuz hasadında alternatif bir sistem de meyveler kesildikten sonra meyvelerin merkezi bir alana nakledilmesi ve tohumların burada çıkarılmasıdır. En çok kullanılan yöntem bu usuldür.
Toplanan karpuz meyvelerinden tohumlar üç usulle çıkarılır. 

Bunlar:

Su ile ayırma: Meyveler kesilerek küçük parçalara ayrılır. Tohumlar elle etli
kısımları ile birlikte ayrılır. Akan su altında elekler üzerinde ovularak meyve etinden ayrılır.
Fermantasyonla ayırma: Meyveler parçalara ayrılıp metal olmayan kaplarda
fermantasyona tabi tutulur. Gerekirse bir miktar su ilavesi yapılabilir. Belirli aralıklarla karıştırılır. Fermantasyon, 15 – 20 oC’ de 6 gün, 24 -28 oC’ de 2-3 gün süre ile uygulanır. Tohumlar dibe çöküp meyvenin diğer kısımları kabın yüzeyinde yüzmeye başladığında fermantasyon işlemi bitirilir. Dibe çökmüş olan tohumlar su ile yıkanarak temizlenir.
Asit ile ayırma: Bu yöntemde tohum ayırma daha hızlı bir şekilde yapılır. Parçalanmış meyve pulpuna ( Meyve eti + tohum karışımı ) ton başına 3 litre sülfirik asit (H2SO4) veya 9 litre hidroklorik asit (HCl) ilave edilir. Bu karışım 15-30 dakika ara vermeden karıştırılır. Daha sonra tohumlar su ile yıkanarak temizlenir. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, karpuz tohumları meyveden çıkarılır çıkarılmaz hemen kurutulur. Kurutma için özel makineler bulunduğu gibi gölge yerlere serilerek de kurutulabilir. Kurutmadaki esas ölçüt, tohumlardaki nem miktarının %10’a düşürülmesidir.

Karpuzda iyi şartlarda tohum verimi dekara yaklaşık 20-25 kg’dır. 1000 dane ağırlığı
çeşitlere göre değişmekle birlikte yaklaşık 113 gram’dır.
Hasat Sonrası İşlemler
Karpuzlar uzun süreli muhafaza edilemez. Düşük sıcaklıklarda çeşitli donma zararları görülür iken yüksek sıcaklıklarda ise bozulmalara maruz kalır. 4-10C’ler iyi bir muhafaza aralığıdır. Bu sıcaklık değerlerinde 2-3 hafta depolanabilir. 10C’ den düşük sıcaklıklarda kırmızı renklerini kaybederken 20C civarındaki sıcaklarda ise renkte koyulaşma görülür. Oda sıcaklığında karpuzları 7 gün tutmak lezzetin iyileşmesi bakımından iyidir. Karpuzlar 0C’de 4C’ ye oranla daha az zarar görür fakat 0C’de bir hafta tutulursa meyvelerde çukurlaşma ve kötü bir lezzet meydana gelir. Karpuzlarda su kaybının önlenmesi (yüksek nispi nemde) diğer meyve sebzelerde olduğu kadar sorun olmaz. Ayrıca hasat sonrası hastalıklarda büyük bir sorun oluşturmaz.
Karpuz Yetiştirme Teknikleri 4.5 5 Özgür Umutlu Karpuz Yetiştirme Teknikleri Yabani karpuza, Kuzey Afrika’nın kurak bölgelerinde ve Sudan’da rastlanmaktadır. Bazı kaynaklar ise karpu...


Hiç yorum yok:

Copyright © Yemek Tarifleri ve Hobi. All Rights Reserved